Nakkad's Blog

Bir Hakikat

Risale-i Nur Külliyatı'nda geçen bir söz var.

Ger istersen hayatı, çareleri bulunan şeyde acze yapışma.
Ger istersen rahatı, çaresi bulunmayan şeyde cez'a sarılma.

Bu sözün anlamıyla ve hayattaki pratik örnekleriyle birlikte okullarda müstakil bir ders olarak okutulması gerek. Eğer sadece bu sözü anlayabilsek, sosyal hayatta karşımıza çıkan problemlerle baş etmeyi öğrenip, stresi de önemli oranda hayatımızdan çıkaracağımıza inanıyorum.

Veciz ifadeyi açmak için öncelikle kelimenin anlamına bakmalıyız.

Cez': Hüzünle ağlayıp sızlanmak, dövünmek. Sabırsızlık yüzünden telaş ve teessür göstermek

Mahatma Gandhi'nin;

Görmek istediğin değişimin parçası ol

sözü ile arasındaki bağı gördünüz sanırım. Belki de aklınızdan "aklın yolu bir ne de olsa" diye geçiyor. Evet, Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin bu sözü Gandhi'nin sözünün tamamlayıcısı, onun rahatlatıcısı ya da bir fazlası. Gandhi'nin sözünde olan güzelliği yakaladıktan sonra, ya elimden giderse, ya beceremezsem, ne olacak bu insanların hali şeklinde kalbe gelen (muhtemel ki şeytandan) vesveselerin ilacı. Bize değiştirebileceğimiz şeylerde acizlik göstermemeyi, değiştiremeyeceğimiz şeylerde ise teessüre ve yeise kapılıp, dövünüp durmamayı, tabiri caizse kendi kapımızın önünü süpürmeyi öğütlüyor.

Birinci kısmı; çaresi olan şeylerde acze kapılmamak, değiştirilebilecek şeylerde sessizce oturmamak ve harekete geçmek.

İkinci kısmı daha da güzel; eğer rahatı istersen, çaresi olmayan şeylerde strese girme, dövünüp durma, kendini yıpratma.

Yapılan araştırmalar insanlarda sosyal medya kullanımının stresi önemli ölçüde artırdığını gösteriyor. Bunun altında yatan temel neden ise; sosyal medyada değiştirilemeyecek kötü olaylarla karşılaşıp dövünüp durmak ya da iyi ama lüks yaşantılar önünde acizliğe ve aşağılık kompleksine kapılmak. Sonuç olarakta; basit, elde edilebilir, başarıya ulaştırılacak adımları ıskalamak, tedrici kanunlara uymadan, basamakları atlayarak hareket etmeye çalışmak ve düşmek.

Bu yüzden önce değiştirilebilecek şeylerden başlamak gerekli. Değiştirilebilecek şeylerin başında ise insanın bizzat kendisi geliyor. İnsan afakî alemde birçok şeyi düzeltmekten aciz kalsada kendini düzeltmekten aciz değil.

Maddi ve manevi başarı için, bebek adımlarıyla, basamakları birer birer aşmalı ve şunu unutmamalıyız; büyük başlayan şey küçülür, küçük başlayan şey büyür.